www site içi
 
| | | | | | | |
ANA SAYFA
SİTE HARİTASI
|

GÜNCEL KONU
 
Rotavirus Enfeksiyonu
 

Tüberküloz(TB), Mycobacterium   tuberculosis ve Mycobacterium bovis  in yol açtığı kronik seyirli  bir  hastalıktır.
Çok eski çağlardan beri bilinen, 17. yüzyılda Avrupa’ya yayılarak ölümlerin %25’ine yol açan hastalık ile savaş henüz kazanılmaktan çok uzaktır. Dünya sağlık örgütü (DSÖ) tüm dünyaya hastalık için ‘acil durum’ ilan etmiştir. Son yıllardaki DSÖ verilerine göre dünya nüfusunun 1/3’ü  tüberküloz ile enfektedir ve %40’ı  15 yaşın  altındadır.
Infeksiyon  %95 üst solunum yoluyla  5-200 arasında bakteri içeren  tükrük sekresyonunun inhalasyonu ile, %1.4 infekte sütün içilmesiyle ve %1,4’ü deri ve mukoza sıyrıklarından basilin inokülasyonu ile bulaşır. Annenin gebeliği sırasında geçirdiği TB enfeksiyonunun lenfohematogen yayılımı veya endometriti doğumsal TB infeksiyonuna yol açabilir.
Primer enfeksiyondan sonra immün yanıtın yetersiz kaldığı bir dönemde,  enfeksiyon odağındaki makrofajların içinde, canlı ancak etkisiz halde bulunan yani ” dormant”  basiller  yeniden aktive  olarak çoğalmaya başlayabilir.  Basiller hematojen  veya bronkojen  yol ile  yayılır, ortaya çıkan kilinik hastalık tabloları  ”Post Primer Tüberküloz”  başlığı altında  toplanır.  Basil ile enfekte çocukların % 3 ila 5’inde lenfohematojen yayılım sonucu 3-6 ay sonra milier veya menenjit TB, 1 ay-1 sene sonra %5-10 oranında eklem ve kemik TB’u, 5-25 sene sonra böbrek TB’u gelişir.
Ekstrapulmoner  TB olgularının  ABD’de son 20 yılda arttığı bildirilmektedir. Çocukluk çağında  TB olgularının %25-30’unu  ekstrapulmoner TB oluşturmaktadır.

Klinik Belirtiler:

Lenf düğümü tüberkülozu;
Yüzeyel lenf düğümlerinin  tüberkülozu skrofulo olarak da bilinir. M.bovis ile enfekte ineğin pastörize olmamış sütünün içilmesi ile gelişir. Primer odaktan basillerin yüzeyel lenf düğümlerine yayılması ile 6-9 ay sonra görülür.  Tonsiller,  anterior servikal ve  submandibular lenf düğümü tüberkülozu,  akciğerin  ve abdomen’in üst bölgesinde  bulunan primer lezyona sekonder gelişmektedir.  Olguların  %30-70’inde  akciğerde primer odak belirlenebilir. Daha az sıklıkla deri ve iskelet sistemi  tüberkülozunu takiben  inguinal, epitroklear veya aksiller lenf düğümü tutulabilir.  Dünyada yılda 9 milyon  yeni  tüberküloz olgusu görülmekte ve bunların  %17’sini lenf düğümü tüberkülozu oluşturmaktadır. Başlangıçta   lenf düğümü genellikle tek tarafta olup  yavaş büyür, dolgun ancak sert  ve ağrılı değildir. Subfebril ateş dışında sistemik belirti yoktur  Gelişmekte olan ülkelerde non-spesifik deri enfeksiyonuna  bağlı lenfodenopatilerin  yüksek insidansı tanıda sorun yaratmaktadır.  Crofton ve arkadaşları tanıda lenf düğümünün büyüklüğünü kriter almışlardır.  Büyüklüğü  >1 cm  servikal, >1,5 cm aksiller, >2 cm inguinal  lenf düğümünden ve   S.aureus’a yönelik bir haftalık antibiyotik tedavisine yanıt alınmayan olgulardan şüphe edilmelidir. Tanıda iğne biopsisi  yararlıdır.  19  numaralı iğne ile yapılan iğne aspirasyonunun sensitivitesi %75 civarında  bulunmuştur. Tedaviye yanıt ve nükste de sorunlar yaşanmaktadır.  Tedaviye rağmen lenf düğümü büyüyebilir, fluktuasyon verebilir ve süpüre olabilir.  Tedavi olmaz ise  kazeifikasyon  ve nekroz gelişir. Lenf düğümü kapsülü yırtılarak  bitişik lenf düğümlerine yayılır. Cild ince, parlak  ve eritematozdur. Drene olan sinus boşluğu cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Tedavi başarısı ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemesi ve genel halsizliğin kaybolmasıyla belirlenmektedir.
BCG aşısına bağlı lenfadenit: BCG aşısını izleyen  6-8 haftada nadiren 8-l0 ayda koltuk altında 1 cm ile 4 cm arasında değişen büyüklükte lenfadenit ortaya çıkar. Bazıları ülsere olur. Yaptığımız bir araştırmaya göre büyüklüğü 2X2 cm çapında olan,  fluktuasyon veren veya vermeyen adenopatilerin cerrahi olarak çıkarılması uygundur.
Tüberküloz Plörezi: Primer enfeksiyondan sonraki ilk 6 ayda gelişir. Asemptomatik lokal plevrada effüzyon adeta primer tüberkülozun bir komponentidir. 6 yaşın üstündeki ve adelosan çağındaki çocuklarda sıklıkla görülür. Aniden başlayan nefes darlığı, yan ağrısı ve orta derecede ateş ile karakterizedir. Sıvı olan akciğer alanında perküsyonla matite alınır, solunum sesleri azalmıştır. PPD testi %80 olguda (+) bulunur. Tedavi edilmeyen olgularda ateş birkaç hafta devam eder ve sıvı yavaşca rezorbe olur. Akciğer grafisinde, kosto-frenik açı kapanır, diafragmadan lateral sahalara doğru yükselen bir parabol şeklinde  homojen opasite görülür. Torasentez tanıya yardımcı olur. Alınan sıvı çoğunlukla saman renginde (seröz) ve berraktır. Eksüda niteliklerini taşır, dansite >1016, protein >3 g, rivalta (+), hücreler lenfositer karakterde ve 500/mm3 civarında olup, glukoz düzeyi düşük, LDH miktarı >200 IU/L. Prognoz erişkinlere göre  daha iyidir , nadiren skolyoz gelişebilir.
Milier tüberküloz Dissemine tüberküloz enfeksiyonunun en sık rastlanılan klinik formudur. Çok miktarda tüberküloz basilinin kan yoluyla yayılıp iki veya ikiden fazla organın tutulumuna yol açar. Akciğer, dalak, karaciğer ve kemik iliği en sık tutulan organlardır. Çoğunlukla, süt çocuğu, beslenme bozukluğu olan ve immunsupressif çocuklarda görülür. Süt çocuklarında ateş, iştahsızlık ve kilo kaybı ile başlar. Hepatosplenomegali eşlik eder. Semptomları izleyen 3 hafta sonra, darı tanesi  büyüklüğündeki tüberküller uniform bir şekilde her iki akciğer yayılır (Simon odakları). Klinik tablo hafif-sinsi seyir ile ağır klinik bulgular arsında değişebilir. Menenjit ve peritonit belirtileri %20-40 oranında görülür.   Koroid pleksusta lezyonlar %13-87 hastada görülür. Olguların %40’ında PPD (-)’tir. Akciğer grafisinde akciğer kaidesine doğru yoğunlaşan küçük ve çok miktarda lezyonlar görülür(kar fırtınası).   Dalak aspirasyonu materyeli , kemik iliği kültürü  ile tanı desteklenir. Gerektiğinde akciğer biyopsisi yapılır.
Tüberküloz perikardit: Doğrudan yayılım veya subkarinal lenf düğümünden  lenfatik drenaj ile gelişir. Ateş, öksürük, kilo kaybı, halsizlik, göğüs ağrısı, dispne ve ortopne gelişebilir. Fizik muayenede ayak bileğinde ödem, perikardiyal sürtünme sesi duyulur. Perikard sıvısı serofibrinoz veya hafif  hemorajiktir. %30-70 vakada basil üretilebilir. Konstrüktif perikardit komplikasyonu geliştiğinde perikardiektomi gerekebilir.
Tüberküloz menenjitleri primer tüberkülozdan 3-6 ay sonra lenfo-hematojen yayılım sonucu başlar. 4 yaşından küçük çocularda sıktır. Patolojik olarak bir meningoansefalittir. Primer enfeksiyon sırasında  serebral korteks veya bazal  meninkslerde metastatik kazeöz odakların(Rich  odağı) oluşması ve basilin buradan subaraknoid alana yayılımı  ile  hastalık ortaya çıkar. Lenfosit ve plazma hücrelerinden zengin kalın bir eksüda interpedinküler ve pontin sisternaları kaplar. Lateral sulkus ve sisterna ambiens, sisterna magna ve kiasmatik sisternaya yayılır. Bazal kısımda yer alan damarlar, kafa çiftleri ve ventriküllerin içindeki koroid pleksus eksuda ile kaplanır. Lokal ven ve arteriyal vaskülitler anevrizma, tromboz ve fokal hemorajik infaktlara neden olur. Kalın eksüda hastalığın erken evresinde beyin omirilik sıvısının dolaşımını bozar ve geç evrede yapışıklara yol açarak hidrosefaliye neden olur. Elektroid metabolizmasındaki değişiklikler özellikle hiponatremi patofizyolojide rol oynar. Uygunsuz antidiüretik hormon salgılanması hastaların büyük çoğunluğunda görülür.
TB menenjit klinik olarak üç evreye ayrılır;
 Birinci evrede bilinç açık, kişilik ve davranış değişiklikleri, irritabilite, anoreksi, halsizlik, kabızlık, huzursuzluk, bazen ateşlenme gibi nonspesifik belirti ve bulgular vardır ve 1-2 hafta sürer..
İki hafta sonra ikinci evre başlar. Meninks irritasyonunu belirtileri, hafif şuur değişikliği ve minör nörolojik bozukluklar belirir. Beyin içi basıncı artar, baş ağrısı, kusma, ense sertliği, dalgınlık, anizokori, III, IV ve VII.sinir tutulumu vardır. Çift görme ve başka görme bozuklukları olabilir. Abdominal refleksler kaybolur, konvülsiyonlar olabilir.
Üçüncü evrede ise stupor veya koma gibi şuur değişiklikleri, paralizi ve istem dışı hareketler gözlenir. Aritmi, düzensiz solunum, papillada ödem ve ateş ortaya çıkar.
Terminal dönemde letarji, konfüzyon, derin koma, deserebre veya dekortikasyon postürü gelişir.  Tedavi edilmezse koma ve ölümle sonlanır.
Tanıda beyin omirilik sıvısı incelemesi esastır:
Basınç artmış
Renk: opelasan (kaya suyu)
Protein: %100-500 mg
Şeker: <%40 mg (düşük)
Hücre sayısı: 400-900 lenfosit
BOS’ta BACTEC yöntemi ve polimerize zincir reaksiyonu ile basilin gösterilmesi tanıda yardımcı olur. BOS bekletildiğinde fibrinlerin çökmesiyle örümcek ağı görünümü alır.
Beyin tomografisinde(BBT)ve MRI’da beyin sapı tutulumu, kominikan hidrosefali, serebral ödem, lokal iskemi ve serebral korteks veya talamik bölgede tüberkülom (%40) saptanabilir. Saptanan hidrosefalinin (%54) büyük çoğunluğunu  kominikan tipte hidrosefali oluşturmaktadır.
Tüberküloz menenjit tanı kriterleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Mikrobiyolojik tanı: Aşağıdakilerden bir tanesi
       BOS’ta M.tuberculosis üretilmesi
       TB ile uyumlu BOS bulguları veya kranial BT’ye paralel olarak  anormal nörolojik belirti ve semptomlar/ 
         herhangi bir  vucut bölgesinden basilin üretilmesi
Klinik olgu tanımlaması: Anormal nörolojik belirti ve semptomlar ve aşağıdakilerden iki tanesi
                                               Çocukla temas eden erişkin  hastanın tespiti
                                               PPD>10 mm veya  erişkin hasta ile  temas eden çocukda  PPD>5mm
Tüberküloz menejitle uyumlu BOS değişiklikleri
Kranial BT’de  tüberkülozla uyumlu değişiklikler
Bakteriyel, viral menejit, ensefalit, beyin absesi,tümör, lenfoma, lösemi infiltrasyonu ayırıcı tanıda göz önünde tutulmalıdır. Hasta yaşının küçük olması, beslenme bozukluğu, BOS’da glikozun düşük proteinin yüksek olması, hastalığın evresi,  anti-tüberküloz ilaçların etkinliği, nörolojik komplikasyonların ve genel destekleyici tedavi hastalığın prognozunu etkilemektedir. Kortikosteroid kullanımı  kalın eksüdanın  çözülmesine  yardımcı olmakta ve yapişıklıkları engellemektedir. Erken evrede  tanı konulan olgularda tedavi genellikle  sekelsiz sonuçlanır iken , üçüncü evrede  gelen hastalarda  yüksek oranda  kalıcı sakatlıklar, körlük, sağırlık , parapleji, diabet insipid ve motor mental gerilik  görülmektedir.
 Mortalite oranı %15-50 ve kalıcı sekel oranı %10-30 arasında bildirilmektedir.

Abdominal  ve Gastrointestinal sistem tüberkülozu (GİS)

GİS’in her bölgesinde görülür.  Oral kavitede  çok nadir  görülür. Ağız, damak , dişeti, tonsil mukozasında oluşan ağrısız  ülserlere adenopati eşlik eder.  Süt çocuğununda   özofagus tüberkulozu  trakea-özofagal  fistül ile birliktedir.
İntestinal Tbc; Pastörize olmamış, mycobacterium bovis ile infekte sütlerin içilmesi ile de bulaşır. Oral yolla alınan basilin gastrointestinal sistemin herhangi bir yerine yerleşmesi sonucu görülür. Basil, submukozaya yerleşir, damara penetre olur, serozaya doğrudan ulaşır, lenfatik yol ile mezenterik bezlere veya peritona geçebilir. %60 ülseratiftir. Jejunum, ileum ve appendiks en sık tutulan bölgelerdir. Sığ ülserler ağrı, tenesmus, ishal veya kabızlık, abdominal gerginlik, kilo kaybı ve orta derecede ateşe yol açar.  Biyopsi tanıyı kesinleştirir.
Mesenterik Tbc adenit; primer kompleksden  hematojen yayılım ile  gelişir. Lenfoma ile karışabilir . Batında hareketle artan ağrı ve hassasiyete yol açar. İntertestinal obstrüksiyona veya peritonite neden olur. 
Peritonit tüberküloz: Mezenterik adenitden komşuluk yoluyla yayılır. Batında lenf nodülleri palpe edilebilir, omentum ve periton ile  birbirlerine yapışarak batında  hamur kıvamında düzensiz,  kitleler oluşturur .  Orta derecede ateş karında şişlik, iştahsızlık, kilo kaybı, abdominal gerginlik ve seröz effüzyon(asit) gelişebilir.

Kemik ve eklem tüberkülozu:  Primer odaktan hemotojen yolla kemiklere yayılır. Primer enfeksiyon ile klinik  hastalık  gelişimi arasındaki süre  daktilitis’de  1 ay gibi kısa iken ,  ka1ça kemiği tutulumunda 30 aydır. Hastalık,  kan akımı yoğun olduğu uzun kemiklerin metafizlerinde endarterit şeklinde başlar. Granulasyon  dokusu ve  kazeifikasyon ,  kemiği  enfeksiyon ve baskıya bağlı nekroz ile  harap eder. Büyük çocuklarda çoğunlukla taşıyıcı kemikler enfekte olur. En sık tutulan vertebradır (Pott’s hastalığı). Diz , kalça ve el bileği eklemleri bunu izler. Bir ve birden fazla vertebra güvdesindeki  enfeksiyon kemikte  destrüksiyon ve kollapsa  yol açar,  etrafındaki dokuda apse oluşturur. Disklerde daralma ve kıvrılmalar  gibozite ve skolyoz ile kendini gösterir. Klinik olarak  subfebril ateş, huzursuzluk, yerleşme bölgesine göre anormal duruş ve geceleri uyandıran ağrılar olabilir. Vertebra lezyonları nörolojik belirtilere ve felçlere yol açabilir. Radyolojik görüntülemede disk alanında daralma ve çökme görülür.  PPD yanıtı %80-90 olguda pozitifdir.

Eklem tüberkülozu genel olarak büyük eklemleri, tek taraflı tutar, ağrılı olup hafif ısı artışı gözlenir.
Genellikle  eklem sıvısında veya bipside  basil gösterilebilir.
Tüberküloz daktilitis; Küçük  süt çocuklarının el ve ayak parmak kemiklerinde  distal  endarteritis  ile ortaya çıkar (spina ventoza).  Kemikte  ağrı olmaz, mekik şeklinde kistik  şişlik gelişir. Apse nadiren oluşur.
Deri tüberkülozu: Primer enfeksiyon ile  birlikte, basile karşı gelişen aşırı duyarlılık sonucu veya  hematojen yayılımı ile gelişir. Basil zedelenmiş ciltten girerek papül oluşturur, 3-8 hafta sonra bölgesel lenfadenopati eşlik eder  ancak sistemik belirtiler olmaz.  Skrofuloderma  kazeöz  lenf düğümünün  deriye drene olması  ve ülserli lezyon veya sinus    oluşması ile gelişir. Aşırı duyarlılık yanıtı olarak adolesan çağındaki gençlerde çoğunlukla tibia üzerinde nohut cesametinde ağrılı ve mor renkte “eritema nodozum” gelişir. Papülonekrotik tüberkülid ve Tüberküloz verrukoza kutis  hematojen yayılım ile gelişir Papülonekrotik tüberkülid  derinin miliyer  lezyonları olup en sık   yüz, gövde ve üst  baldırlarda görülür.   Tüberküloz verrukoza kutis  siğil benzeri bir lezyondur,  çoğunlukla  kol ve  bacaklarda olur. Lettere-siwe hastalığı ve ürtiker ile ayırıcı tanı yapılmalıdır.

Böbrek tüberkülozu: Çocukluk çağında çok nadir görülür. Hematojen yayılım sırasında renal parenkime yerleşen basil yıllarca sessiz kalır. Bazen kazeifikasyon nekrozu gelişerek buradan basil tubullere yayılır.  Nekroz  alanı büyür, renal kortekse  yaklaşırsa bol miktarda basil  renal pelvise fistülize olur.  Klinik olarak dizüri, hafif veya orta derecede karın ağrısı, piyüri veya hematüri olabilir. Sabah idrarında basilin üretilmesi tanı koydurur.

Göz tüberkülozu: Çocuklarda ender görülür. En sık  konjunktiva ve kornea tutulur. Gözde , kızarıklık, sarımsı –gri nodüller olur. Bölgesel lenfadenopati eşlik eder. Fliktenli konjuktivit bir aşırı duyarlılık yanıtıdır. Yine küçük gri yumuşak nodüller oluşur, fotofobi ve ağrı görülür.
Yenidoğan tüberkülozu; Konjenital veya peritnatal olarak ortaya çıkabilir.
Konjenital tüberküloz: Tanı oldukça güçtür ve genellikle gecikir. Konjenital pnömoni hızlı ve kötü seyrediyor ise, annede tüberküloz tanısı varsa, BOS’ta lenfosit tipinde hücre var ise başka patojen rastlanmamışsa konjenital tüberküloz düşünülmelidir.  Tanı için Cantwell kriterlerinin biri yeterlidir;

  1. Tüberküloz lezyonları hayatın ilk haftasında başlar
  2. Primer hepatik kompleks veya kazeöz granuloma
  3. Annede genital organ tüberkülozu
  4. Postnatal bulaşma olasılığını önlemek

Semptomlar hayatın ikinci haftasında başlar; iştahsızlık, kilo almama, öksürük, bronkopnömoni, sarılık ve hepatomegali görülür. Tüberkülin testi (-)’dir. Basil mide suyunda, endotrakeal aspirasyon materyelinde, orta kulak sıvısında, lenf, akciğer, deri biyopsi materyelinde gösterilebilir.
Perinatal tüberküloz: Tüberküloz infeksiyonunun bebeğe çeşitli yollarla geçtiği gösterilmiştir.

  1. Gebeliğinde primer tüberküloz geçiren anneden umblikal ven ile trasplasental yayılım,
  2. Endometrit nedeniyle enfekte amnios sıvısının bebek tarafından in-utero aspirasyonu ile,
  3. Enfekte materyalin, doğarken bebek tarafından yutulması,
  4. Bebeğin enfekte inek sütü veya anne sütü ile beslenmesi
  5. Bebeğin doğumdan sonra anne veya hastayla teması ile tüberküloz infeksiyonu gelişebilir

Hayatın ikinci haftasından sonra başlayan iştahsızlık, kilo almama, hafif üst solunum yolu infesiyonu bulgularının yanısıra sarılık, hepatomegali veya splenomegali diğer doğumsal yenidoğan enfeksiyonları ve bakteriyel sepsis ile  ayırıcı tanı yapılmasını gerektirir. Tedavi sonrasında tutulan organlarda kalsifikasyon olabilir.
Tanı
Tüberküloz(TB) infeksiyonunun  tanısında altın standart  basilin frottide gösterilmesi veya kültürde üretilmesidir. Ancak  basilin Löwestein –Jansen besi yerinde üretilmesi 45 gün  gibi uzun zaman alması  ve üretilme olasılığının düşük olması  tanıda diğer kriterleri  değerlendirilmesi gereğini doğurmuştur.

  1. Temas öyküsü(% 42-80  ailede TB  öyküsü vardır)
  2. Öykü
  3. Fizik muayene(uzayan ateş, bitonal  öksürük, kilo kaybı)
  4. PPD
  5. Radyolojik inceleme( Akciğer arka-ön, yan, tomografi)
  6. Laboratuvar incelemeler
  7. Mikrobiyolojik inceleme (Löwestein –Jansen besi yeri, Bactec radiometrik yöntem)
  8. Polimeraz Zincir Reaksiyonu  dünyada belirli merkezlerde yapılmaktadır.
  9. Serodiagnostik testler  rutin  olarak kullanılmamaktadır.
  10. Biopsi; lenf düğümü, plevra, deri, kemik

Temas Öyküsü; Anne, baba, büyükbaba ve büyükanne gibi erişkin bir akrabada hastalığın bulunması tanıyı destekler. Hastalık riski taşıyan kişiler ile temas araştırılmalıdır.TB insidansı yüksek bölgelerde yaşayanlar, göçmen tarla işçileri, bakım evlerinde kalanlar, HIV taşıyıcıları, kronik  böbrek, kalp, akciğer , karaciğer gibi hastalıkları olanlar,  evsizler TB için yüksek risk grubunda  bulunurlar.
Öykü;   Çocuğa ait risk faktörleri  göz önünde tutulmalıdır:

  1. 4 yaşından küçük,  özellikle 1 yaşından küçük oluşu
  2. TB ye zemin hazırlayan herhangi bir hastalığının olması veya geçirmesi(malnutrisyon, lenfoma, kızamık gibi )
  3. Kullanmakta olduğu ilaçlar (kortikosteroid, immunsupressif )
  4. HIV infeksiyonu
  5. TB  yi düşündüren  klinik ve radyolojik belirtiler

 Çocuğun BCG  aşısı ile aşılı olup olmadığı, nedeni belirlenemeyen ateş, nörolojik belirtiler (çocuğun  bilinç değişiklileri, psikolojık değişiklikler, baş ağrısı, felçler,  görme bozukluklar, çift görme), akciğer  belirtileri, kusma, ishal, karında şişme, sarılık gibi gastrointestinal bulgular, böbrek tutulumunu gösteren dizüri, hematüri, eklemlerde şişlik,  hareket kısıtlılığı gibi iskelet sistemi belirtileri sorgulanmalıdır.
Fizik Muayene; genel görünüm, konfüzyon, lenfadenomegali, strabismus, bitonal öksürük, taşipne, dispne, raller, batında   distansiyon, sıvı, fontanel kabarıklığı ve diğer menenjit belirtileri, felçler dikkatle değerlendirilmelidir.
Tüberkülin Testi;  Mantoux testi  en sık kullanılır. 0.1 ml 5TU -PPD(purifiye protein derivesi) intrakutan olarak kolun volar yüzüne uygulanır. 48-72 saat sonra  gelişen eritem ve endurasyon çapı ölçülerek değerlendirilir.10 mm ise pozitif, 5-9 mm şipheli, 5 mm den küçük yanıt negatif olarak kabul edilir.
Laboratuvar İncelemeleri
Genel tetkikler; Spesifik değildir. Anemi ve hipoalbuminemi uzun süren hastalıkda görülebilir.
 Doku sıvılarının tetkiki  Beyin omurilik sıvısında basınç yüksek, renk opelasan, orta derecede hücre artışı(100-500 hücre) bulunur, hastalığın erken döneminde polimorf nüveli hücreler  daha sonra lenfositler çoğunluktadır. Protein konsantrasyonu  yüksek, şeker düzeyi çok düşüktür. Plevra, periton ve perikard sıvısı da aynı niteliktedir.
Mikrobiyolojik inceleme: Çocuklarda sabah aç karnına  saat 5.00 de alınan  açlık mide suyundan, balgamdan, dokudaki sıvılardan  elde edilen materyelden frotti yapılır. Aside-dirençli  EZN boyaması ilşe basil aranır.  Löwestein-Jansen Besi yeri(45 gün sonra sonuç verir) ve Bactec  kültür vasatına (10 gün sonra sonuç verir) ekilir.
Biopsi:  TB için tipik granulomatoz  lezyona ait  histolojik görünüm tanıda büyük yarar sağlar.
İzlem aşağıda  verilen parametreler ile yapılabilir:

  1. İlaçlara uyum
  2. Semptonlar
  3. Karaciğer enzimleri
  4. Böbrek Fonksiyonları
  5. İşitme  testleri
  6. Görme alanı
  7. Gerekli grafiler

Kaynaklar

    • Ogle WJ: Tuberculosis. In Hay WW, Groothuis JR, Hayvard AR, Levin MJ (eds) Current Pediatric Diagnosis and Treatment. 13th ed. Appeleton-Lange 1997;1045-48
    • America Academy of Pediatrics. Tuberculosis. In Peter G (ed) 1997 Red Book: Report of Committee on Infectious diseases 24th  ed. Elk Grove Village, IL;1997;547-62
    • Starke JR, Munoz F: Tuberculosis. In Behrman RE, Kliegman, Jenson HB(eds). In Nelson Textbook of Pediatrics. 16 th edition. WB Saunders, Philadelphia.885-896, 2000
    • Starke JR: Tuberculosis in children. Current Opinion in Pediatrics 1995;7:268-77
    • Valejo JG, Ong LT, Starke JR:Clinical features,diagnosis and treatment of tuberculosis in infants. Pediatrics 1994;94:1-7
    • Iseman MD. Pediatric Tuberculosis. A Clinician’s guide to tuberculosis. Lippincott Williams&Wilkins, Philadelphia. 253-269, 2000
    • Starke JR. Tuberculosis. In Jenson HB, Baltimore RS.In Pediatric Infectious Diseases,2th edition. WB Saunders, Philadelphia . 396-419, 2002
    • Söylemez Y, Tüzüner N, Uraz S, Büyükünal C. T cell subscts in BCG induced lymphadenitis: an immunocytochemical investigation of blood and lymp nodes. Pediatric Cerrahi Dergisi 4:45-48, 1990
    • Yaramiş A, Gürkan F, Elevli M, Söker M, Haspolat K, Kırbaş G, Taş A. Central nervous system tuberculosis in children: A review of 214 cases. Pediatrics 102(5):1-5, 1998
    • Adhikari M, Pillay T, Pillay DG. Tuberculosis in the newborn: an emerging disease. Pediatr Infect Dise J,16:1108-12, 1997
    • Starke J, Correa AG. Management of mycobacterial infection and disease in children. Pediatr Infect Dis J. 14:455-70,1995
Prof. Dr. Yıldız CAMCIOĞLU
camciy@yahoo.com