Aşılama enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntemdir. Bu nedenle rutin aşılama ve risk grubu aşılamasındaki gelişmeler büyük önem taşımaktadır. Çiçek aşısı ile başlayan gelişmeler şu anda onlarca uygulanan ve aday aşının ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur. Başlangıçta bir hayvan mikroorganizmasını insana uygulama şeklinde başlayan aşılama, günümüzde moleküler genetik yöntemlerin devreye girmesi ile çok daha etkili ve güvenilir hale gelmiştir. Artık vektör aşılar, rekombinan aşılar, hücresel etkili aşılar ve DNA aşıları gibi modern aşılar insanların kullanımına hazır durumdadır.
Günümüzde gelişen tıbbi teknolojik hizmetler nedeniyle enfeksiyon hastalıklarının tanısı ve tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu ilerlemeler bir yandan hastaların morbiditesini ve mortalitesini azaltırken, diğer yandan bu hastalıklara bağlı giderlerin ciddi anlamda artmasına yol açmıştır. Ayrıca tedavi olanakları artarken, bazı hastalıklarda direnç nedeniyle tedavi zorlukları ortaya çıkmış, bunun yanında günümüz koşullarında tedavisi mümkün olmayan mikroorganizmalara (vankomisin dirençli enterokok, vankomisin dirençli stafilokok, çoklu dirençli Gram (-) enterik basil, amfoterisin dirençli mantar) bağlı enfeksiyonlar ortaya çıkmıştır. Tanı ve tedavideki bu güçlükler ve maliyet artışı enfeksiyon hastalıklarından korunmanın önemini daha da belirgin hale getirmiştir.
Enfeksiyondan korunma enfeksiyon zincirinin (Şekil 1.) bir noktadan kırılması ile mümkündür. Bu zincirde ilk halkayı oluşturan kaynağa yönelik önlemler tek kaynaktan bulaşan enfeksiyon hastalıklarında son derece etkilidir. Örneğin; gıda zehirlenmesi şeklindeki bulaşlarda enfekte gıdanın saptanıp kullanımın önlenmesi veya bir kolera epidemisinde enfekte su kaynağının kapatılması ile bulaş durdurulabilir.Oysa; influenza gibi her hastanın kaynak olarak rol oynadığı enfeksiyon hastalıklarında bulaşın durdurulması için kaynak aranması zaman kaybına yol açacaktır, bunun yerine bulaşma yoluna yönelik önlemler almak,örneğin insanların okulların kapatılması gibi yöntemlerle bir araya gelmelerinin önlenmesi daha etkili olacaktır.
Şekil 1. Enfeksiyon zinciri
Zincirin üçüncü halkasını oluşturan duyarlı kişilere yönelik hijyen, el yıkama, izolasyon, karantina gibi değişik önlemler olmakla birlikte, bu kişilere yönelik etkin tedbirleri üç ana başlıkta özetleyebiliriz:
- Kemoprofilaksi: Meningokok ve H. İnfluenza tip b enfeksiyonlarında rifampisin profilaksisi, cerrahi profilaksi, tekrarlayan respiratuvar ve üriner enfeksiyonlarda profilaksi gibi örnekleri bulunan ilaç ile enfeksiyon hastalıklarından korunma yaygın olarak kullanılmaktadır, ancak elde edilen sonuçlar toplumsal olmaktan çok bireysel yararlar sağlamaktadır.
- Seroprofilaksi: duyarlı kişileri enfeksiyondan korumada bilinen en eski yöntemdir. Geniş spektrumlu immünglobilinler ile kızamık ve hepatit A gibi enfeksiyonların bulaşının engellenmesi yanında immün yetmezlikli vakalarda korunma başarı ile sağlanmış; ancak son yıllarda geliştirilen spesifik immünglobulinler ( HBIG, HRIG, VZIG, CMVIG….) bunların yerini almıştır.
- İmmünoprofilaksi: Aşı ile duyarlı kişilerin enfeksiyon hastalıklarından korunmasıdır. Aşılama insan sağlığına yapılabilecek en önemli katkıdır. Bu yolla çiçek gibi milyonlarca insanın ölümüne yol açmış bir hastalık ortadan kalkmış, poliomyelit gibi çok sayıda sakatlığa neden olan bir hastalıkta ise eradikasyon noktasına yaklaşılmıştır.
Aşılamayı rutin aşılama ve risk grubu aşılaması şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Rutin aşılamada kullanılan aşılar Tablo 1’de görülmektedir.Tablonun ilk yarısında ülkemizde rutin aşılamada yer alan ve çocuklara ücretsiz olarak ulaştırılan aşılar bulunmaktadır. Alttaki aşılar ise pek çok gelişmiş ülkede rutin aşılama programında bulunan, ancak ülkemizde de pazarda bulunduğu halde geri ödemesi olmayan ve aile tarafından ödendiği zaman uygulanan aşılar bulunmaktadır.
Tablo 1.Rutin immünizasyonda ek aşılar
|
2. ay |
3. ay |
4.ay |
9. ay |
16-24. ay |
İlk 1 yıl |
İlk 8 yıl |
BCG |
I |
|
|
|
|
R |
|
DBT |
I |
II |
III |
|
R |
|
|
OPV |
I |
II |
III |
|
R |
R |
|
Kızamık |
|
|
|
I |
|
R |
|
dT |
|
|
|
|
|
 |
 |
Hep. B |
|
I |
II |
III |
|
|
|
|
2. ay |
3. ay |
4.ay |
9. ay |
16-24. ay |
İlk 1 yıl |
İlk 8 yıl |
| MMR |
|
|
|
|
X |
|
|
Hib |
X |
X |
X |
|
X |
|
|
Varisella |
|
|
|
|
X |
|
|
Pnömokok |
X |
X |
X |
|
X |
|
|
Hepatit A |
|
X |
|
X |
|
|
|
IPV |
- |
- |
- |
- |
- |
- |
- |
İmmünizasyon tarihi çiçek hastalığına karşı Çinlilerin insan vezikülünden elde ettikleri sıvıyı diğer insanlara inoküle etmesi ile başlamıştır. Türkler bu uygulamayı Orta Asya’dan Anadolu’ya taşımış ve yöntemi Türklerden öğrenen İngilizler o tarihlerde her yıl binlerce ölüme neden olan çiçek hastalığına karşı kısmi de olsa başarı elde etmişlerdir. Aşılamanın bilimsel temelleri Edward Jenner’in sığır virusunun çiçek virusuna karşı koruyucu olduğunun göstermesi ile atılmıştır. Sonraki 80 yıl içerisinde önemli bir gelişme olmamış, daha sonra Pasteur tavuk kolerasına karşı laboratuarda ilk aşıyı geliştirmiş ve aşılama terimini ilk kez kullanmıştır.
Aşılamada ikinci önemli gelişme Daniel Salmon ve Theobald Smith tarafından inaktive organizmaların immünizasyonda kullanılması ile olmuştur. Şekil 2’de aşılamada kullanılan ölü aşılar görülmektedir.

Şekil 2. İnaktive aşıların tarihi gelişimi
Sonraki yıllarda Enders, Robbins ve Weller hücre kültürlerinde virusları çoğaltarak, immünizasyon tarihine önemli katkıda bulunmuştur. Bu yolla uygulamaya giren ikinci jenerasyon attenue aşılar fiziksel yolla zararsızlaştırılan kuduz ve şarbon aşılarından, reassortan aşılara giden bir yelpazeyi oluştururlar (Şekil 3). Şekilde üst sıralarda yer alan aşılar hücre kültürü öncesi dönemde geliştirilen aşıları, alt sıralardaki aşılar ise hücre kültürü yardımı ile üretilen aşıları göstermektedir.

Şekil 3. Attenue aşılar
Aşılamada sonraki gelişme moleküler biyolojinin vaksinasyon alanına girmesi ile ortaya çıkmıştır. Tablo 2’de moleküler genetik yöntemlerle elde edilen aşılar görülmektedir. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı genlerin E. coli, hayvan hücre kültürleri veya mantar genomlarına entegre edilmesi yoluyla mikrobik proteinlerin çoğaltılmasıdır.Örneğin hepatit B aşıları bu yolla üretilmektedir. Replikasyon özelliği giderilmiş partiküllerle de yeni bir papilloma virus aşıgı geliştirilmiştir.
Tablo 2. Genom kullanılarak elde dilen yeni aşılar
- Rekombinan protein ürünleri
- Replikasyonsuz partiküller veya psödopartiküller
- Canlı rekombinanlar
- Çıplak DNA plazmidleri
- Alfa virus replikonları
- Rekombinan vektörler
- DNA ve vektör aşıları
- “Reverse” genetik materyaller
Aşılama alanında önemli diğer bir gelişme de, vektörler, replikonlar, DNA, lipopeptidler ve adjuvanlar ile hücresel immüniteyi uyaran aşıların üretilmesidir. Bu şekilde CMV’nin pp65 proteini conorypox vektörüne bağlanmış ve elde edilen aşının CMV ile enfekte hücrelerde kuvvetli T-hücre bağımlı litik aktivite gösterdiği gözlenmiştir.
Ayrıca kombine aşıların geliştirilmesi de, giderek sayısı artan rutin aşıların az sayıda enjeksiyonla uygulanabilmesine olanak sağlamıştır.
KAYNAKLAR
- Berenesi K, gyulai ZGonczol E, et al. A conorypox vector-expressing cytomegalovirus (CMV) phosphoprotein 65 induces long-lasting cytotoxic T cell responses in human CMV-seronegative subjects. J Infect Dis 2001;183:1171-9
- Moore AC, Hill AV. Progress in DNA-based heterologous prime-boost immunization strategies for malaria. Immunol Rev 2004;199:126-43
- Plotkin SA. Six revolution in vaccinology. Pediatr Infect Dis J 2005;24:1-9
- Plotkin SA. Vaccines, vaccination and vaccinology. J Infect Dis 2003;187:1349-59
- Robinson HL. Nucleic acid vaccines: an overview. Vaccine 1997;15:785-7